Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz « Son Bülten

12 Mayıs 2026 - 15:50

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz

Ankara, 12 Mayıs (Hibya) -Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz
Son Güncelleme :

12 Mayıs 2026 - 17:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

“Sizlerin vasıtasıyla vatanımızın dört bir köşesinde halka hizmet Hakk’a hizmettir düsturuyla 86 milyonun huzuru, refahı, esenliği için aşkla çalışan tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.

Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize teşekkür ediyorum. Konuşmamın hemen başında şahsıma sizler gibi yol ve mücadele arkadaşları bahşettiği için Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdediyorum.

Ülkesi ve milleti için hizmetten başka gayesi olmayan böyle bir teşkilatın Genel Başkanı olmaktan duyduğum bahtiyarlığı tekrar ifade ediyorum. Sağdan soldan patlak veren kokuşmuşluk karşısında adı ak, alnı ak, sicili ak böyle bir hareketin mensubu olmaktan haklı onurunu yaşıyor; davamıza en küçük bir leke bulaştırmadığınız için sizleri tebrik ediyorum.

Biliyorsunuz bu sene partimizin kuruluşunun 25. yılını idrak ediyoruz. 14 Ağustos 2001’de ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ iddiasıyla çıktığımız bu kutlu yolda 25 yıldır aziz milletimizin desteği ve hayır duasıyla hamdolsun kararlılıkla yürüyoruz. Partimizi hedef alan nice saldırılara rağmen sırtımızı önce Hakk’a sonra halka verdik; milletin çizdiği istikametten ayrılmadan işte bugünlere geldik.

Çok şükür 25 yıldır aziz milletimizin umudunu boşa çıkarmadan, bize yüklediği ağır mesuliyetin idrakiyle gece gündüz çalışıyoruz. 25. kuruluş yıl dönümünü hem partimiz hem de demokrasi ve kalkınma mücadelemiz açısından önemine, anlamına ve tarihimizde temsil ettiği müstesna konuma uygun şekilde değerlendirmek niyetindeyiz.

Bir taraftan her günü, her anı hizmet ve eser siyasetiyle geçen 25 yılımızı tekrar hatırlarken, diğer taraftan daha büyük başarılara imza atacağımız ikinci çeyrek asrın vizyonunu ortaya koyacağız. İnşallah bunu da sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Hem kendimizi sığaya çekecek, nerede eksiğimiz, hatamız varsa tespit edecek, hiçbir komplekse kapılmadan öz eleştirimizi cesaretle yapacağız.

Hem de 25 yılın tecrübeleri ışığında Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin gelecek çeyrek asrına yön verecek bir tasavvuru, bir paradigmayı, millete umut aşılayacak yeni bir vizyonu şekillendirmenin çabası içinde olacağız. Hizmetle, planla, projeyle, ufukla ve vizyonla işi olmayanların bizi kendi sığ gündemleriyle meşgul etmelerine fırsat vermeyeceğiz.

Her zaman söylediğim gibi; biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız. 25 yılın birikiminin rehberliğinde, gelecek 25 yılda nasıl bir Türkiye görmek istediğimizin yol haritasını şimdiden belirlemeye odaklanacağız. Her birinizden, büyük bir gururla kutlayacağımız 25. yıl etkinliklerimize bu anlayışla yaklaşmanızı bekliyorum. Biz AK Parti olarak; yegane hedefi, gayesi, amacı millete ve ülkeye hizmet etmek, hizmet üretmek olan bir siyasi hareketiz.

Bundan 25 yıl önce partimizi kurarken gerilim siyasetine son vereceğimizi, siyasete yeni bir soluk getireceğimizi, Türkiye’de siyasetin aktığı nehrin yatağını değiştireceğimizi vurgulamış; milletimizin tüm renklerini partimiz bünyesinde buluşturmaya gayret edeceğimizi deklare etmiştik.

Geride kalan 25 yılda AK Parti’nin Türk siyasetinin merkezi olma vasfının örselenmesine hiçbir şekilde müsaade etmedik. Hayat tarzı, kökeni, meşrebi veya mezhebi ne olursa olsun; Türkiye merkezli düşünen, ilkelerimizi benimseyen herkese kapımızı ardına kadar açtık. Bugün de aynı çizgide siyaset yapmaya devam ediyoruz.

Anadolu’yu, Trakya’yı, yedi coğrafi bölgemizin tamamını ve 81 vilayetimizin her birini nasıl hiçbir ayrım yapmadan kucaklıyorsak; ülkesine, milletine ve şehrine samimiyetle hizmet etmek isteyenleri de aynı halisane duygularla partimizin saflarına dahil ediyoruz. Bu vesileyle, Türkiye’ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek olan Afyonkarahisar ve Dinar Belediye Başkanlarımız ile belediye meclis üyelerimize ‘Aramıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz’ diyorum.

Şunun bilinmesini isterim ki; iyice muvazenesini yitiren CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Kimse kusura bakmasın ama siyasi üslup kişinin aynasıdır. Karakter suikastı yapanlar, karakter fukaralarının ta kendileridir.

Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz. CHP yönetimi vatandaşın aklıyla alay etmeyi artık bırakmalı, başkalarını suçlama kurnazlığından bir an önce vazgeçmelidir. Hata yapmak insana mahsustur; fakat hatada ısrar etmek akıllı insanın kârı değildir.

CHP yönetimi yanlışı daha büyük bir yanlışla telafi etmeye, ortaya saçılan pislikleri daha büyük yalanlarla örtmeye çalışmaktadır. Bu son derece bayat ve ucuz bir stratejidir. CHP yönetimi, iftira ve fitne üretmeye harcadığı enerjiyi artık kendi yanlışlarıyla yüzleşmeye ayırmalıdır.

Herkesi bir kez daha siyasette seviyeyi, nezaketi, centilmenliği gözetmeye çağırıyorum. Onlar ne yaparsa yapsın; biz yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, tam bir dayanışma içinde Afyon’un daha çok gelişmesi için birlikte çalışacağız. Şu gerçeği sizlere ve tüm yol arkadaşlarıma tekrar hatırlatmak istiyorum: Biz makamda, unvanda, koltukta şeref bulan değil; aksine şerefi millete hizmet etmekte gören bir kadroyuz. “Bizim siyaset tarzımızda eski-yeni ayrımı yoktur.

Bizim anlayışımızda kibir yoktur, böbürlenme yoktur, millete tepeden bakma, millete karşı hürmetsizlik yoktur. Bizde hizmet ve eser yarışı vardır, milletin gönlüne girme rekabeti vardır. Hepimiz Türkiye’yi ve Türk milletine hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden koşturacağız. Buradaki her bir arkadaşımın da şahsımla aynı hassasiyetleri taşıdığını çok iyi biliyor, sizlere güveniyorum.

Değerli yol arkadaşlarım, sevgili kardeşlerim; muhalefetin nereden tutsanız elinizde kalan sorunlu yaklaşımından yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da nasibini alıyor. Aralarında genel başkanların da olduğu muhalefet aktörleri; gurbeti sılaya çevirmiş 7 milyonu aşkın bu kardeşimizi dışlamaya, ötekileştirmeye, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmaya maalesef devam ediyor.

Hatırlayın, geçen yaz yüreği memleket hasretiyle yanan vatansever bir kardeşimize sırf Türkiye’yi övdü diye yapmadıklarını bırakmadılar. Hatta ağzı bozuk bir tanesi çıktı, bu insanlarımıza yönelik affedersiniz ‘zırzop’ ifadesini kullanacak kadar ileri gitti. Bunun için özür dileme erdemini bile göstermediler; hiçbir şey olmamış gibi siyasi ahlaktan, vatandaşa saygıdan bahsetmeye devam ettiler.

Biz hatalarını düzeltmelerini bekledikçe, bakıyorsunuz bunlar yanlışta ısrar etmeyi sürdürüyor. Ellerine geçirdikleri her fırsatı Avrupa’da yaşayan kardeşlerimize yönelik bir linç kampanyasına dönüştürüyorlar.

Buna geçtiğimiz hafta bir kez daha şahitlik ettik. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Belçika ziyaretinde orada yaşayan esnaflarımızı ziyaret etti diye yapmadıkları nezaketsizlik kalmadı. Neymiş; yurt dışındaki esnaflarımızı niçin ziyaret ediyormuşuz? Neymiş; niçin Türkiye’de esnaf ziyareti yapmıyormuşuz da Avrupa’da yapıyormuşuz? Yahu insanda biraz vicdan olur, adalet duygusu olur, rakiplerini takip edecek kadar siyasi akıl olur! Hadi bunlar yok diyelim, insanda en azından millet bilinci olur. Meşhur hikayedeki gibi; biz bunun neresini düzeltelim?

Birincisi; AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak esnafla en sık bir araya gelen; tüccarından sanayicisine, iş çevreleriyle irtibatı en güçlü kadro biziz. Ayrıca belediye başkanlarımız, il-ilçe başkanlarımız her fırsatta kendi il ve ilçelerinde ticaret erbabımızın kapısını çalıyor, halini hatırını soruyor.

Kabinemiz, ekonomi yönetimimiz aynı şekilde iş dünyamız başta olmak üzere toplumumuzun çeşitli kesimleriyle buluşuyor, istişare ediyor. İkincisi; yurt dışında yaşayan 7 milyonu aşkın kardeşimizle, ülkemiz sınırları içinde yaşayan 86 milyon vatandaşımız arasında ne fark var?

81 ilimizdeki esnaflarımız ile Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar dünyanın farklı yerlerinde helalinden rızkını kazanan insanlarımız arasında Allah aşkına nasıl bir fark var? Bundan 60-70 sene önce bir bavulla Avrupa’ya gitmiş, çok zor şartlar altında çalışmış, yeri gelmiş aşağılanmış, yeri gelmiş ayrımcılığa uğramış ama sonunda emeğiyle, alın teriyle, bileğinin gücüyle acı vatanı ikinci vatan eylemiş; yurt dışında güzel ahlakın, dürüstlüğün timsali olmuş bu kardeşlerimizi biz nasıl kendimizden ayrı görebiliriz? Bir defa şunu herkes bilsin, anlasın ve kabul etsin, Ankara Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki kardeşlerimiz nasıl bizim insanımızsa; Berlin’deki, Brüksel’deki vatandaşlarımız da canımızdan birer parçadır. Kulu’daki esnaflarımız nasıl ticari hayatımızın can damarları ise; İsveç’teki Kululu kardeşlerimiz de Türk ekonomisinin önemli katkılarıdır.

Afyon Emirdağlı ahilerle nasıl iftihar ediyorsak; Belçika’daki Emirdağlıların başarılarıyla da aynı şekilde kıvanç duyuyoruz. Bakın, yurt dışındaki kardeşlerimizin sadece turizm gelirlerimizdeki payları 11 milyar doların üzerinde. Buna diplomaside, kültürde, ticarette, eğitimde, bilimde yaptıkları katkıları eklediğimizde ortaya gerçekten gurur verici bir tablo çıkıyor.

Hal böyleyken, bu vatandaşlarımızın kapısını çalmamız, ziyaret etmemiz, hallerini hatırlarını sormamız birilerine adeta dert oluyor. Oysa burada sorgulanması gereken bizim yurt dışındaki kardeşlerimizle hemhal olmamız asla değildir; asıl sorgulanması gereken muhalefet partilerinin böyle bir gündemlerinin olmamasıdır.

Asıl eleştirilmesi gereken; güya bu ülkede siyaset yapanların, dünyanın yüzlerce ülkesinde kök salmış vatandaşlarımızı görmezden gelmeleridir. Asıl unutulmaması veya utanılması gereken; milletimizin ayrılmaz parçası olan Avrupa Türk toplumuna yönelik tahkir edici, ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemlerdir.

Asıl yüz kızartıcı olan; ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden Türkiye sevdalısı yüreklere ‘zırzop’ diyerek hakaret eden aşağılık zihniyettir. Asıl hicap duyulması gereken; beş dakikacık bir görüşme için Batı başkentlerinde nöbet tutanların kendi insanımıza sırtını dönmesidir.

Hiç kusura bakmasınlar; muhalefet öyle istiyor diye biz Türk diasporasına sırtımızı dönemeyiz. İster ülkemizde isterse yurt dışında yaşasın; bütün vatandaşlarımızı aynı muhabbetle bağrımıza basmaya devam edeceğiz. Onların kapısını muhalefet gibi seçimden seçime değil; sair zamanlarda da çalmaya, dertlerine ve sevinçlerine ortak olmaya devam edeceğiz.

Başkonsolosluklarımızla, diplomatik misyonlarımızla, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızla, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığımızla ve diğer tüm kurumlarımızla gurbeti sılaya çevirmiş 7 milyon insanımızın her daim yanında olmayı sürdüreceğiz.

Yarın Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev’in davetine icabetle Kazakistan’a gidiyoruz. Astana’da inşallah ilk önce Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin altıncı toplantısını gerçekleştireceğiz. Ardından 15 Mayıs’ta Türk Devletleri Teşkilatımızın gayriresmi zirvesine iştirak etmek üzere Türkistan şehrine geçeceğiz. Dönüşte 16 Mayıs tarihinde Kocaeli’nde Gençlik Kollarımızın düzenlediği Gençlik Şöleni’nde on binlerce genç kardeşimizle bir araya geleceğiz. Türk gençlerini cumartesi günü Turka Kocaeli Stadyumu’ndaki büyük şölenimize davet ediyorum.

Bu düşüncelerle; 27 Mayıs Çarşamba günü müşerref olacağımız mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Sizlerden her bayramda olduğu gibi bu kurbanda da garip gurebanın, fakir fukaranın derdiyle dertlenmenizi, şehrin çeperlerindeki kardeşlerimizi boynu bükük bırakmamanızı istirham ediyorum. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Hibya Haber Ajansı

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.